fbpx

Bilim insanları sinir bozukluğunun şifresini çözdü!

Kalabalık bir havalimanında, kalkış kapısında olduğunuzu hayal edin.

Uçağınız 20 dakika geç kalkacak, ama bilgi ekranında hâlâ ‘Zamanında’ yazıyor. Solunuzdaki kadın ağzını şapırdatarak berbat kokan bir şey yiyor. Yukarıdaki televizyonda bir magazin programı açık. Sağınızdaki adam hâlâ ceptelefonuna böğürüyor, yanındaki yolcu ise bir şeylerle zaman öldürmeye hazırlanıyor… O da ne, ayak tırnak makası mı? Melek gibi bir insan veya baygın hâlde değilseniz, bu betimlemedeki birkaç şey -ya da pek çoğu veya hepsi– canınızı büyük olasılıkla çok sıkacaktır. Sinirimizi bozan bir şeyi anında fark ederiz. Ancak bilimsel açıdan bakacak olursak, bir şeyi sinir bozucu yapan nedir?

Analizimiz olmazsa olmaz gibi görünen üç özellik öne sürüyor.

Öncelikle, bu şeyin fiziksel olarak zarar vermeden çekilmez olması gerekli. Bir sineğin kafanızın etrafında vızıldayıp durması fenadır, ama sizi öldürmez. İkinci olarak, öngörülemez olmalı ve aralıklarla meydana gelmeli. Çalar saat ibrelerinin yüksek sesle tıklaması veya kedi kumu kutusunun kötü kokusu başta sinir bozucu olabilir, ama bunlara zaman içinde sürekli maruz kalındığında fark edilemez olurlar. Psikologlar, bir uyarıcıya aşamalı olarak geliştirilen bu dayanıklılık için alışma terimini kullanıyor. Ama berbat bir ses veya koku gelip gidiyorsa, her ortaya çıktığında sinir bozucu olur. Sinir bozan şeyler aralıklarla meydana geldiğinde, olacakları sezmek ve savunma mekanizması geliştirmek imkânsız olmasa da zorlaşıyor. Örneğin trafikte kalacağınızı biliyorsanız, bu durumu sorun etmeyebilir veya yanınıza sizi oyalayacak bir şey alabilirsiniz. Ama beklenmedik bir yavaşlama olduğunda, kendinizi durdurma imkânı bulamadan durumdan etkilenmeye başlayabilirsiniz. Üçüncü ve son olarak ise, bir şeyin gerçekten sinir bozucu olması için, belirsiz bir süre boyunca devam etmesi gerekir.

Bir saat rötarlı bir uçuş, gecikme yalnızca bir saat sürdüğü sürece can sıkıcı olsa da katlanılırdır.

Hiçbir açıklama verilmeden ve ne zaman biteceği söylenmeden tekrar tekrar ertelenen bir uçuş ise, dayanılmaz derecede sinir bozucudur. Son paragrafı okuyup şöyle düşünmüş olabilirsiniz: ‘Bir dakika, rötarlı bir uçuş o kadar da sinir bozucu değil. Okuyacak iyi bir kitabım varsa havalimanında beklemeyi dert etmem.’ Bu da sinir bozuculuğun bir başka önemli özelliğini gösteriyor: Amerikan Psikoloji Derneği’nden Russell Shilling, sinir bozuculuğun ‘son derece bağlama özgü’ olduğunu söylüyor ve, ‘Bireyler ve kültürler arasında çok değişkenlik gösterir,’ diye ekliyor. Örneğin, beklenmedik anlarda gerçekleşerek yolcuları deli eden rötarlar, bir pilot için yalnızca işinin bir parçasıdır. Kültüre göre değişiklik gösteren sinir bozucu şeyler için ise şu örneği verebiliriz: ABD’li bir aile, yalnızca bir ailenin daha olduğu bir kumsala gittiğinde, havlularını onlardan uzakta bir yere serme eğilimi gösterir. Bazı Akdeniz ülkelerinde ise başkalarının hemen yanı başına kurulmak normaldir; ancak bu, çoğu Amerikalıyı sinir eder. Shilling, sinir bozan şeylerin evrensel özelliklerini çözmenin bu kadar zor olmasının bir nedeninin, bireysel değişkenlik olduğunu söylüyor.

Bazen kimsenin umursamadığı şey, sizin için büyük bir problem haline gelebilir. Sizin de sinirleriniz bozulur. Peki herkese normal gelen şey neden sizi sinirlendiriyor?

%d blogcu bunu beğendi: