fbpx

Bilim dünyasını sallayan biyolojik cinler

Zevk sahibi misiniz? Değilseniz de sorumlusu siz değilsiniz. Genlerimiz, mikroplarınız ve çevrenize teşekkür edebilirsiniz.

Bizi zevklerimizden daha iyi tanımlayan bir şey olmayabilir. İster yemek veya şarap, ister sevgili veya siyasi aday seçimimizde olsun, zevklerimiz kimliğimizi temsil ediyor. Bu nedenle beğenilerimin ve beğenmediğim şeylerin, özenli bir düşünme ve mantıklı bir karar verme süreci sonucu belirlenmesi bana çok mantıklı geliyordu -yani, bir miktar kontrol edebildiğim seçimler sonucu.

Ama sonra Toxoplasma gondii ile tanıştım. Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki araştırmamda tek hücreli T. gondii parazitinin, bulaştığı canlının davranışlarını nasıl değiştirebildiğini gözlemledim. T. gondii sıçanların kedilerden korkmamasını sağlayayabiliyor ve bazı araştırmalar insanlarda -kaygı artışı gibi- kişilik değişikliklerine de yol açabildiğini gösteriyor.

Bu araştırmalar biz farkında olmadan bizi biçimlendiren, beğenilerimizi ve beğenmediğimiz şeyleri programlayan başka şeyler de olup olmadığını merak etmeme neden oldu. Bilimsel yayınlara daldıkça, hem şaşkınlık, hem de rahatsızlık veren şu gerçekle karşılaştım: Eylemlerimiz, gizli biyolojik güçler tarafından yönetiliyor -yani kişisel zevklerimiz üstünde ya çok az kontrolümüz var, ya da hiç yok. Genetik yapımız, genlerimizi etkileyen çevresel etkenler ve içimizde yaşayan sayısız mikroorganizmanın sistemlerimize soktuğu farklı genler, davranış ve tercihlerimizi derinden etkiliyor. Gülünç geldiğinin farkındayım. Ne istersek olabileceğimiz, ne yapmak istersek yapabileceğimiz öğretiliyor bizlere. Hangi yemekleri sevdiğimizi, gönlümüzü kime kaptırdığımızı, oyumuzu kime verdiğimizi sezgisel olarak biz seçiyormuşuz gibi hissediyoruz. Görünmeyen güçlerin etkisi altındaki etten robotlar olduğumuzu önermek tam bir deli saçması!

Birkaç yıl önce buna katılırdım. Ancak barbekü partilerinde çoğu insanın sevdiği sebzelerden neden hoşlanmadığım hakkında defalarca sorguya çekildikten sonra, bende yanlış bir şeyler olduğunu düşünmeye başladım. Neden brokolinin tadını çıkaramıyordum?

Bu sebzelerden nefret etmeyi tercih etmiyordum ki ben; bu nedenle tiksintimi açıklayabilecek bir şeyler öğrenmek için harekete geçtim. Neyse ki bilim iş üstündeydi. Araştırmacılar, insanlığın yaklaşık %’inin benimle aynı nedenden dolayı brokoliden nefret ediyor olabileceğini buldu. Bu insanlara -yani bize- süper tat alıcılar deniyor. Genlerimizde, tat alma reseptörlerimizi oluşturan çeşitlilikler var. Bu genlerden biri olan TAS2R38, brokolide bolca bulunan tiyoüre gibi bileşiklerini tiksindirici derecede acı algılayan tat alma reseptörleri veriyor. DNA’nın beni zararlı bitkiler yemekten uzak tutma yollarından biri olabilir bu. Seinfeld dizisinde ana karakterin, arkadaşı/düşmanı Newman hakkında dediği gibi, benim de çikolata sosuyla kızartılsa bile brokoli yemeyecek olmamın nedeni belli ki bu.

%d blogcu bunu beğendi: